istanbul'un en iyi pizzacıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul'un en iyi pizzacıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2010

Beyoğlu, teras, pizza...



İstiklal Caddesi'ndeki favorilerimden biri oldu Filicori... Mekanın yaz sıcaklarında püfür püfür esen terası ve ferah dekorasyonu, lezzetli yemekler ve kaliteli&hızlı servisi ile gününüze renk katıyor...



Denizli'de de bir şubesi olduğunu öğrendiğim mekan İtalyan Mutfağı'nın eşsiz lezzetlerini sunuyor misafirlerine. İlk gidişimde denediğim Akdeniz pizzadan sonra sıra sebzeli pizzaya geldi...




Sebzeli bir pizzanın bu derece lezzetli olabileceğini hayal etmek zor, farkındayım. Hayal gücünüzü zorlamanıza da gerek yok, sadece gidin ve deneyin!




İncecik kare şeklindeki hamur üzerine eklenmiş közlenmiş kırmızı biber, patlıcan ve kabak dilimleri, kurutulmuş domates, brokoli, beyaz halka soğan ve pizzanın tabanını kaplayan erimiş mozarella peyniri... Kurutulmuş kırmızı biberli zeytinyağı ve louisiana sos da bu pizzanın adeta aksesuarları...



Kelimelerin bittiği yerdeyim...

Adres belli, Fransız Kültür Merkezi'nin karşısı! :)



PnR

30 Mayıs 2010

Filicori Zecchini Cafe


Herkes buruk ama "O"nun adına mutluydu, hep birlikte keyifli bir öğle yemeği yedik Filicori'de... Bunca yıldır Beyoğlu'nda yeme içme, mekanlar konusunda yenilikleri yakından takip etmeye çalışan dedektifler olarak öyle bir mekan kaçırmışız ki aylardır... Yeri de öyle ara sokaklarda olsa tamam diyeceğim ama değil, İstiklal Caddesi'nin girişinde.



Burayı nasıl oldu farketmedim diye söylene söylene çıktım merdivenleri. Üç katlı mekan kafe aslında, mönüsünde birbirinden şahane görüntülü tatlılar ( bir dahaki sefer tatlı yemeden hiçbir yere gitmem), makarna, pizza, wrap ve sandviç var. Mekanın şahane bir de terası var, ister dışarıda ister tavanı cam kaplı olan kısmında yemeğinizin tadını çıkarabiliyorsunuz, fondaki chill-out parçalar eşliğinde.




Servis hızlı ve kaliteli, çalışanlar güleryüzlü. Oldukça kalabalık olmamıza rağmen herkesin yemeği aynı zamanda geldi, pizza ve makarna seçimlerinden mutluydu herkes. Ben Akdeniz Pizza denedim. Pizza hamuru bildiğimiz pizza hamurundan farklı, 2 kat daha ince, içerisinde incelediğim kadarıyla mısır unu ve sanki biraz da kepek unu gözlemledim :)



Kenarları hafif yüksek, kare şeklindeki pizza kare bir tahta üzerinde servis ediliyor.Üzerine içerisinde kurutulmuş kırmızı biberlerin rengini verdiği zeytinyağı, taze çekilmiş karabiber ve louisiana sos da eşlik edince pizzanın tadı çıkmaya başlıyor... Beyaz peynir, mozarella, mantar, siyah zeytin, domates, dereotu ( fesleğen daha çok yakışırdı sanki bu pizzaya) ve zeytinyağı... Harikaydı, kıyaslama yapmak çok doğru olmaz çünkü farklı bir pizzaydı. Bir dahakine seçimim belli, közlenmiş patlıcan, kabak ve karışık sebzelerle hazırlanmış olan vejetaryen pizza...

Gidin, deneyin derim... :)



PnR

11 Mayıs 2010

Yaşasın Olivia!!




Yaz gününü aratmayan Cuma gününde çocukluk arkadaşım T'yle Beyoğlu'nda akşam yemeği için sözleştik. O kadar acıkmışız ki, Beyoğlu'na Tünel'den çıkacacağımız için zaman kaybetmemek adına Asmalımescit'e gittik. Asmalımescit'e vardığımızda saat 18.40'ı göstermesine rağmen oturacak yer bulmak imkansızdı. Sanki insanlar işe güce gitmemişler gibi, o saatte yemeklerini bitirmiş içkilerini yudumluyorlardı.

Kalabalığın arasından zar zor ulaştık Babylon'un sokağına. Niyetimiz Otto'da güzeeeeeeeel bir pizza yemek ve sonrasında lezzetli mi lezzetli suflesiyle kapanışı yapmaktı. Her yer tıklım tıklımken Otto'nun bomboş olmasını yadırgadığımızda aslında başımıza gelecek olan durumu tahmin etmeliymişiz. Bize menüleri getiren servis personeli, saat 20.00 için tüm masaların rezerve olduğunu söylediğinde saat 19.00 a geliyordu. Yaz-kış iş çıkış saatlerinden sonra iğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalık bir mekan olan Otto'da ilk kez böyle bir tavırla karşılaştık, yer varsa vardır, yoksa da yer açılana kadar beklersiniz. Şimdi ne değişti ki??? Boşken bile bir saat sonrası düşünülerek resmen kovalanıyorsunuz??? Bir saatle sınırlandığımız ve böyle bir tavırla karşılaştığımız için kalktık. O arada T'nin aklına Miss Pizza geldi, orada 2-3 masa doluydu ve daha yerimize oturamadan yanımıza gelen servis personelinin yine hoş olmayan bir tavırla saat 20.00 için bütün masaların rezerve olduğunu söylemesi üzerine buradan da çıktık.

Kısacası iki kişinin 2 saat boyunca masayı tutmasındansa, saat 20.00'den sonra gelecek kalabalık gruplar, mekan işletmecilerine?! çok daha karlı geliyor gibi... Hiç de hoş olmayan bir tavırla karşılanan ve alenen "1 saat oturun, sonra kalkıp gidin" denilen iki müşteri ile hiç de küçümsenmeyecek sayıda müşteri kaybedeceklerinin farkında değiller. Bu işler böyledir, haksız mıyım??? İki kişiyle onlarca yeni müşteri kazanabilecekleri gibi onlarcasını da kaybedebilirler... Madem gerçekten?! rezerve, masalara rezerve yazısı koyun, kimseyi zor durumda bırakmayın? Ama yok, o bir saatte kaç kişi gelse ve yemek yese kardır, değil mi???

En başından Cihangir'e gitmeliydik diye söylene söylene yürürken, Tünel'de tramvayı yakaladık. Bahaneyle tramvay nostaljisi de yaşayıp, soluğu Olivia'da aldık. Burası ne kadar yoğun olursa olsun, asla bahsi geçen diğer iki işletmedeki gibi bir durumla karşılaşmazsınız. Olivia'yı sevmek için çooook geçerli nedenlerimiz var ; kaliteli hizmet, kaliteli servis ve kesinlikle kaliteli yemek! Servis personeli güler yüzlü, saygılı, servis oldukça hızlı. En kalabalık zamanında bile huzur var bu mekanda, kulağınızda fonda çalan birbirinden güzel şarkılar oluyor insan gürültüsü yerine. Ev yapımı makarna ve pizzalarının müdavimi olduğumuz Olivia'da, Bhr'la her fırsatta ilan ettiğimiz pizza günlerimizin klasikleşmiş lezzeti olan Argentina pizzanın yanına gouda peynirli Formaggi'yi de ekledik bu kez. Öyle lezzetliydi ki artık klasikler arasında başı çekecek gibi...

İyi ki varsın Olivia!


PnR

11 Mart 2010

Pizza deyip geçmeyinnnnnnnnn

Asmalı Konak rüzgarının estiği yıllarda Sibel ve Didem ile az pizza tüketmemişizdir. Yer, anneannemin evi... Günlerden Pazartesi... Servisten inip, sarı dolmuşlara binip doğru Çiftehavuzlar’daki Dominos Pizza’ya gidiyorduk (Burasının kapanması çok kötü oldu ya :( ) Çift mozarella, çift pepperoni, double domates sostan oluşan spesiyalimizin siparişini verip, heyecanla beklerken, ne kadar çılgınca yiyebileceğimizin hesabını yapardık. Bir büyük boy pizza ve aynı büyüklükteki promosyon pizzayı da alıp, koşar adımlarla evin yolunu tutardık. Bir büyük boy pizza 8 dilimse, biz 3 kız 16 dilimden oluşan 2 pizzayı, küçücük bir doyma belirtisi bile göstermeden anında tüketirdik. İşte bu pizza tutkusu o yıllarda başladı bende... Pizzasını çılgınca yediğim, favori mekanları sizlerle paylaşmam şart... Söylemesi benden, tatması sizden...


PAPA JOHN’S PIZZA



Haziran ayında Türkiye’ye gelen Amerikalı yengem, Feneryolu’nda açılan Papa John’s Pizza’yı görünce, “Oh be, nihayet İstanbul’da da bir Papa Johns’ açıldı’ yorumunu yapmıştı. İlk başta bu sevinci, tam olarak anlayamamıştım. Taa ki, bu lezzetin tadına varana kadar... Fast food ülkesi ABD’nin göbeğinde yaşayan bir Amerikalı’nın tavsiyesine kulak vermemek ne kadar doğru olabilirdi ki... Dolayısıyla soluğu bir anda Papa John’s’ta aldık. Şahsen, ben bayıldım bu lezzete... Hamuru, pişme derecesi, sosu ve en önemlisi damağımda bıraktığı bu değişik lezzet kombinasyonu beni tam anlamıyla bir pizza canavarına dönüştürdü. Beef pepperoni, baharatlı İtalyan sucuk, dana jambon, taze mantar, beyaz soğan, yeşil biber ve siyah zeytinden yapılan Super Papa’s’ı kesinlikle kaçırmayın derim... (0216) 349 17 00




MISS PIZZA



Pizzadan bahsetmişten Miss Pizza’ya değinmemek gerçekten çok büyük bir kayıp olur. Cihangir Havyar Sokak’taki küçük ama sevimli mekanında, müdavimlerine birbirinden özel pizza spesiyalleri sunan Miss Pizza’nın fanı olmamak elde değil. Elif Tokatlıoğlu ve Selen Akınal’ın hayat verdiği bu lezzetli pizzacı, ikinci şubesini Şişhane’de açtı. Benim favorim tabii ki kestane mantarı, porçini mantarı, mozzarella ve gorgonzola peyniri kombinasyonuyla hayat bulan ‘funghi pizza’... Deneyin, tadına varın ve çıldırın arkadaşlar...
Şişhane: (0212) 251 32 34, Cihangir: (0212) 251 32 79



ROSARIO




İtalyan mutfağına yönelik düşkünlüğümü bilmeyen yok. Özel günlerde sık sık kapısını aşındırdığım en favori restoran ise istinasız Rosario... Koşuyolu’nda Rosairo Costa tarafından bu mekanın, pizzalarına gerçekten de doyum olmuyor. Yıllar önce bu mekanı ilk keşfettiğimde, zeytinyağıyla servis edilen sıcak ekmek sepetinin (Sepetin içindeki ekmeklerin yanı sıra sepetin kendisi de ekmek formunda... Yani sonuna kadar tüketilebilir bir gıdadan bahsediyorum) kapağını bir güzel kırıp, yemiştim. Lise tayfasının diline dolanan bu oburluğum, 100 yaşına da gelsem unutulmayacak herhalde... Gelelim Rosario’nun eşsiz lezzetlerine... Yemeğinizi beklerken, pizzanızın nasıl hazırlandığına da sıcağı sıcağına şahit oluyorsunuz ,çünkü taş fırın ayrı bir yerde değil, restoranın merkezinde... Benim favorim kesinlikle mozarella, domates, carpacio, roka ve parmesandan oluşan Pizza Carpaccio... Evet, pizzalardan bahsediyoruz ama küçük bir kaçamak yapmadan edemeyeceğim. Eğer siz de benim gibi tam bir etobursanız, o zaman Rosario’nun Sicilya sarmasının tadına bakmayı sakın unutmayın... Bu dünyadan göçmeden, bu spesiyalin tadına mutlakaaa ama mutlaka bakılmalı... Benden söylemesi...  (0216 327 6363)




OLIVIA



Pizza, pizza diye çıldırırken Pınar’la müdavimi olduğumuz Olivia’dan bahsetmemek olmaz tabii... İki- üç haftada bir İlkay ile kahvaltı sonrası Türk kahvesi keyfi yaptığımız bu şirin Cihangir mekanının, pizzalarına doyum olmuyor. Arzu ve İlkay size buradan söz... En kısa zamanda size Olivia’nın nefes kesen pizzalarından ısmarlayacağım. Burada iki favorim var. Birincisi tabii ki roka ve et dilimli pizza... İkincisi ise karışık peynirli pizza... Renkler ve zevkler değişiyor. Kendi damak tadınıza çok daha uygun bir lezzet de bulabilirsiniz burada...   (0 212 292 13 70)



Otto


Evett, Asmalımescit’in kolay kolay yer bulunmayan bu lezzetli mi lezzetli mekanının pizzaları gerçekten dillere destan. Çoğu kişi dilli pizzanın müdavimi... Ben de seviyorum bu lezzeti. Ama pizza yiyecekseniz, aman diyim bizim Pınar’la yaptığımız hataya da düşmeyin sakın. Pizzanın hakkını adam gibi verin küçük boy değil, en büyüğünden yiyin. Aksi takdirde tadı damağınızda kalıyor, kedi gibi başkalarının pizzalarına göz dikiyorsunuz. Bu arada, pideler de 10 numara... Pizza yerine bir akşam, kaşarlı pastırmalı pide keyfi de yapabilirsiniz....
((0212) 292 7015)



BhR
Related Posts with Thumbnails