SAVOY PASTANESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAVOY PASTANESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2012

Tıka Basa Keyifle Kahvaltı Yapabileceğiniz 5 Adres



Valla öğünler arasında bir ayrım yapmaktançok hoşlanmasam da, sabah kahvaltılarına karşı özel bir ilgim olduğunu itiraf etmek gerekiyor. Eğer dışarıda kahvaltı edeceksem, evde yapamadığım şeyleri yapan yerlere gitmeyi tercih ediyorum. Eğer lezzetdedektifleri olarak tavsiyelerimize kulak verecek olursanız, mideniz şimdiden bayram etmeye başlayabilir. İşte favori kahvaltı mekanlarımız:

Varan 1: Beylerbeyi'ndeki Karpi Pidecisi... Üstüne yumurta sarısı kırılmış peynirli-sucuklu pidesinin kenarlarına da halis mulis Trabzon tereyağı sürerek, bu ziyafeti afiyetle mideye indirebilirsiniz. Bu mekanı bize kazandıran Emre Mollaoğlu'na ve üniversite arkadaşım Burçin'e binlerce kez teşekkür ediyoruz.
Varan 2: Cihagir'deki Savoy Pastanesi: Maydonozlu-tulum peynirli, pastırmalı simitlerine ve anne eli değmiş lezzetli pizzalarına diyecek söz bulamıyoruz.
Varan 3: Fenerbahçe'deki Happy Moon's: Çılgın kahvaltı tabakları ve bal gibi tatlı menemeniyle her defasında bizi bizden alıyor bu keyifli mekan
Varan 4: Bağdat Caddesi'ndeki Namlı: Fıstıklı tulum peyniri, geniş şarküteri seçenekleri ve açık büfe alternatifiyle kahvaltı sonrası çok rahat 2 kilo almış olabilirsiniz.
Varan 5: Tabii ki Mado... Türk işi kahvaltısından sonra hafta sonuna bomba gibi başlayacağınız garanti.

24 Aralık 2011

Bir Pazar Mutlaka Savoy'da Kahvaltı Edin


Bugün, Bodrum'dan çok sevdiğimiz dostlarımız Pınar ve Ömer ile birlikteydik. Bir haftalığına İstanbul'a gelen bu tatlı çifti, sabah kahvaltısı için Savoy Cihangir'e götürdük. Yıllardır, favori mekanımız olan Savoy'da, enfes bir ziyafet çektik. Savoy'un tulum peyniri, tereyağı ve dereotu üçlüsünden hazırladığı yeşil tulum peynirli sosu, insana düzinelerce ekmek yedirebilir. Haftasonlarında saat 11.00'de gelen ev pizzasını da mutlaka denemelisiniz. Savoy'un meşhur tulum peynirli sosunu, sucuk, kaşar, domatesli simitlerin arasına sürdürüp, tost makinesinde bastırdığınızda ortaya inanılmaz bir lezzet çıkıyor. Çayı her daim taze olan bu mekanın tatlılarına, kahvaltı tabaklarına ve menemenine de diyecek yok. Bizden söylemesi... Bir pazar sabahı üşenmeyin, atlayın arabaya ve Savoy'da çılgın bir kahvaltı edin. İnanın pişman olmayacaksınız...

Sıraselviler Cad. 181/183A Cihangir / İstanbul
Tel: (0212) 249 18 18 - 293 02 42

savoypastaevi@yahoo.com



23 Nisan 2010

Kestaneli Tart

Savoy'da klasikleşmiş Pazar günü kahvaltılarımızda simitten, pizzadan önce çilekli tartın siparişini verdiğim günlerden bu yana, sevdiğim herşeyi olduğu gibi çilekli tartı sevdiğimi de hafızasına kazıyan Bhrcık, yine bir Pazar gününde beni mutlu etmek için bu kez kolları sıvamış ve kendi elleriyle hazırlamış  çilekli tartı. Dürüstçe söyleyebilirim ki, çilekli tartlarına hayran olduğum Bulvar Pastanesi ve Pelit'inki kadar lezzetliydi. Başta ben olmak üzere tüm ailenin çıldırarak silip süpürdüğü bu çilekli tarttan sonra farklı denemeler yapıp, bu tartı çeşitlendirmek benim için bir görevdi artık.

Hazır kestane zamanı da geçiyorken, dolapta bekleyen iki kiloya yakın kestaneyi püre yapmak için kestaneleri bir güzel yıkadım ve üstlerini derince çizdim.. Düdüklü tencerede pişmeye bıraktığım kestaneler yarım saat, 40 dk nın sonunda pamuk gibi piştiler. Onları kabuklarından kurtarıp, göz kararı toz şeker ve birazcık suyla suyunu çekene kadar pişirdim. Sıcakken robota atıp, püre haline getirdim, tam da istediğim gibi bir kestane püresi oldu!



Tart için Bhr'ın verdiği ölçülere sadık kalmak istedim ama tartım olmadığı için herzamanki gibi göz kararıyla yola çıktım, siz Bhr'ın verdiği ölçülerden şaşmayın :) Tart tabanı piştikten sonra krema koymayacağımdan kuru olmasını engellemek için bir fırçayla çooook az miktarda frambuaz marmelatı sürdüm. Krema yerine hazırladığım kestane püresinin yarım kilo kadarını tart tabanının üzerine yaydım. En üste de benmari usulü erittiğim bittter çikolata ve krema karışımıyla hazırladığım ganajı döktüm. Fındıklarla süsledim. Kestaneli tatlıları seviyorsanız mutlaka denemenizi tavsiye ederim, kestaneli cheesecake gibi bir tart oldu...

Bhr'ın çilekli tartı ve ölçüleri için  Tık Tık



PnR

1 Nisan 2010

Haftasonu kahvaltılarınızı şölene dönüştürün...

Güne zinde başlamanın yolu güzel bir kahvaltıdan geçer. Hafta içinde kahvaltılarımı küçük bir sandviç veya tost ile geçiştirsem de, ailenin bir araya toplandığı haftasonu kahvaltılarımız şölene dönüşür hep. Evdeki kahvaltı dışında özellikle abim, Bhr ve benim, lezzetleri uğruna haftasonları erkenden uyanıp yollara düştüğümüz mekanlar var. İşte en sevdiğimiz kahvaltı mekanları...

Savoy Pastanesi



Taze ve mis kokulu çayı, dilim pizzası, arasına peynir, domates ve pastırma koyulup ısıtılan leziz simiti, favorimiz olan maydanozlu tulum peyniri karışımı ( bu karışımı pizzanın üzerine boca etmenizi tavsiye ederiz, Bahar ve abimin en sevdikleri kombinasyondur :) ) Savoy'un vazgeçemediğimiz lezzetleri arasında. Kısacası herşeyi silip süpürdüğümüz ve bir semaver dolusu çay tükettiğimiz, içeri mutlu girdiğimiz ve kesinlikle çok mutlu ayrıldığımız, güleryüzlü çalışanları ve şipşak servisi olan en sevdiğimiz kahvaltı mekanlarından biri Savoy Pastanesi... Haftasonu iğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalık olan bu mekanda yer bulabilmek için rezervasyonunuz yoksa erkenden orada olsanız iyi olur... http://www.savoypastanesi.com/


Sade Kahve



İstanbul sahil şeridinde kahvaltı etmekten en çok keyif aldığım mekandır Rumeli Hisarı'ndaki Sade Kahve. Çay tiryakisi olduğumdan çayından keyif aldığım yerleri unutmam, Sade Kahve de o mekanlardan biri. Köy kahvaltısı, omletleri, bakır sahanda pişirilen menemeni favorilerim. Ekmek ve taş fırın simiti dolu ekmek sepeti de masada yerini alınca, mis gibi deniz kokusu ve şahane boğaz manzarası eşliğinde kahvaltının tadını çıkarmak kalıyor geriye... http://www.sadekahve.com/


Karpi



Abim ve Bahar'ın keşfettiği Beylerbeyi'ndeki Karpi, tüm ailemizin favorileri arasında yer alan bir mekan haline geldi zamanla. Yuvarlak kıymalı açık pidesi, kavurmalı kaşarlı pidesi favorilerim. Hele hele Karadeniz'den getirttikleri, pidelerin yanında servis edilen sapsarı, süt kokulu tereyağından pidenin üzerine parça parça koyup erimesini izlerken tansiyon,kolesterol, ne varsa yükseliyor! Bahar'ın tabiriyle "hepsi tavan"! :) http://www.karpi.8m.com/



Belvü



Fenerbahçe sahilinin liman manzaralı mekanı Belvü... Pazar günleri çok kalabalık oluyor diye Cumartesi günleri gitmeyi tercih ediyoruz Baharla. Mis gibi çaylarının yanı sıra açık büfe kahvaltıdaki favorimiz menemen ve kavurma. Anadolu Yakası'nda sessiz, sakin bir haftasonu kahvaltısı için ideal bir mekan. http://www.fenerbahcebelvu.com/



PnR

13 Aralık 2009

Muhteşem Lezzet Durakları


Boğa burcunun tüm özelliklerini tepeden tırnağa kana kana yaşayan biri olarak, itiraf etmem gereken çok önemli bir şey var. Aslında bu bir itiraftan çok, benim için yaşam stiline dönüşen farklı bir tutku…

Çılgınca mutlu olduğunuzda, delice üzüldüğünüzde ya da öfkeden ne yapacağınızı bilemediğinizde kendinizi sakinleştirmek için yaptığınız ilk şey nedir?

Kimisi derin bir nefes alır, kimisi farklı konulara konsantre olur. Benim yaptığım ilk şey ise otomatik olarak yemek fikrine kilitlenmek… Diyelim ki, o an içimdeki o duyguyu bastıracak gıdayı, buzdolabının derinliklerinde bulamadım...

Hiç üşenmeden, saat kaç olursa olsun giyinip, canımın çektiği şeyi bulana kadar sokaklarda keşfe çıkarım. O an keyfim yerindeyse ve evde gerekli malzemeler varsa, değişik lezzet girişimleriyle yepyeni spesiyaller yaratmakta da üzerime yoktur. 31 yaşında ve her daim delidolu bir Boğa kadını olarak sanırım bu huyumdan hiçbir zaman vazgeçemeyeceğim. Benim için en kıymetli öğün ise sabah kahvaltıları… 100 yaşına da gelsem, lezzetli yemeklerini hayatımdan asla çıkaramayacağım altın yıldızlı mekânlara gelince… Taksim-Sıraselviler’deki Savoy Pastanesi’nin en sıkı müdavimlerinden biri olarak Pazar sabahları 11.00 gibi gelen sıcacık, ev yapımı, domates soslu ve sosisli pizzaların hayali, insanı tatil gününde bile erkenden yatağından kaldırıyor. Mis kokulu bu pizzaya eşlik eden taptaze demli çay, Savoy’un en önemli spesiyallerinden biri…






Savoy Pastanesi - Cihangir

Tulum peyniri, tereyağı ve maydanoz karışımından oluşan peynir sosunu da asla unutmamak gerekiyor. Pastane simidinin arasına bu sostan sürdürüp, üzerine pastırma, kaşar ve sucuğu da ekleyip, tost makinesinde bastırdığınız an; tadına doyum olmayan bir lezzet şöleninin başkahramanı oluyorsunuz. Çıtır çıtır bir simit, muhteşem bir sunum ve damağınızın her noktasına dağılan, baştan çıkarıcı bir lezzet kombinasyonu… Kulağa hoş geliyor değil mi? Peki ya Beylerbeyi’ndeki Karpi… Denize nazır bu minik Karadeniz pidecisi, Karadeniz’den gelen tereyağı ve peynirleriyle müdavimlerine tam bir pide coşkusu yaşatıyor. Pideniz gelmeden önce sofraya getirilen, taş fırında pişmiş sıcak yuvarlak ekmeğe eşlik eden tereyağı, sizi bir anda kendinizden geçiriyor. Sıcacık ekmeğin üzerine sürdüğünüz tereyağı 1 saniyede eriyip gitse de, kokusu ve lezzeti damaklarınızda enfes bir tat bırakıyor. Siparişten 20 dakika kadar sonra gelen sucuklu-kaşarlı, kıymalı, kavurmalı, peynirli pideler insanın tüm iştahını delice kabartıyor. Benim, Karpi’deki yegane spesiyalim ise yumurta sarılarının eşlik ettiği sucuklu-peynirli açık pide… Pidenin kıtır kısımlarını itinayla kesip, bu kesik yerlere tereyağlarını paylaştırıp, erimesini bekleyip son olarak pidenin her yerini kırmızıbiberle süsledikten sonra, ziyafet başlıyor.




Karpi - Beylerbeyi


Sabah kahvaltılarından söz açılmışken, aile meclisinin kıdemli üyelerinin, farklı biri ifadeyle her daim baş tacı ettiğimiz güzel annelerimizin hünerli ellerinden çıkan enfes tatları da unutmamak gerekiyor. Biricik teyzem Für’ün leziz kıymalı pidesi ve çiğ böreği, Kevser Annem’in tok olanı bile acıktıran meşhur haşhaşlı gözlemesi, tonton anneannem Bibiz’in nefis ev yapımı pizzaları ve tabii ki güzel annem Aydan’ın çayın yanına eşlik eden leziz kanepeleri… Bu görsel şölen gerçekten de anlatmakla bitmez… Ben size iki mekânın adını verdim ama gönlümün kalelerini fetheden gerçek lezzet durakları aslında bu dört kadının mutfağında ve hünerli ellerinde gizli… Güzel bir yemeğin hakkını vermeyi, sizden öğrendim. İyi ki insanın hafızasını kaybedip, şişko bir japon balığı gibi ne yediğini bilmeden yedirme gücüne sahip sihirli elleriniz var. Siz olmasanız, çocuklarımıza bu lezzet mirasını nasıl bırakabilirdik? İyi ki varsınız, meleklerim.


Sizi çok ama çok seviyorum…


    Bhr


5 Ağustos 2009

Beyoğlu Beyoğlu 1



Her gün her saat misafirleri eksik olmayan, modern yaşam ve tarihi bir arada yaşatan ve eğlencenin hiç bitmediği, tam anlamıyla yaşayan bir semt ; Beyoğlu…

Çiçek Pasajı, Nevizade, Fransız Sokağı… Her birinde farklı bir ambiyans, farklı lezzetler sarıyor etrafınızı… Konak’ta İskender kebap ve yenilen kaymaklı künefe, Balık Pazarı’ndaki Şampiyon’un acılı kokoreci, Şahika’nın kremalı, kuşüzümlü körili tavuğu ve tabii ki vazgeçilmezlerden olan Kızılkayalar’ın ıslak hamburgeri ve Bambi’nin kaşarlı dürüm döneri… Kısacası Beyoğlu’nda aç kalmak söz konusu bile değil.

İstiklal Caddesi’nin karmaşasından uzakta, tarihi bir Beyoğlu mahallesi olan Asmalımecit de birçok farklı mekanı barındırıyor içinde. En kalabalık zamanında bile huzurlu, rahat, sakin bir yer Asmalımescit ve ben ordayken çok mutlu oluyorum. Rakı-fasıl keyfi yapabileceğiniz mekanlardan, sokaklarında oturup biranızı yudumlayabileceğiniz ya da şarabınız eşliğinde romantik bir akşam yemeği yiyebileceğiniz mekanlara kadar birçok alternatif mevcut Asmalımescit’te…









Asmalımescit’in lezzet duraklarına gelince… Rakıcı ve Refik, rakı-balık ve olmazsa olmaz fasıl eğlencesi için iki güzel alternatif. Servis hızlı, mezeleriniz, ara sıcaklarınız tıkır tıkır getiriliyor önünüze, sohbet koyulaştıktan sonra fasıl keyfi de başlıyor, ada sahilleri söyleniyor hep bir ağızdan…





Canınız pizza istiyorsa eğer, lezzeti ispatlanmış, en doğru adres Otto… Otto’nun gözünüzün önünde hazırlanan, ince ve kalın tabanlı pizzaları, pidesi bir harika. Pizzadan ne kadar yerseniz yiyin, hiçbir rahatsızlık hissetmiyorsunuz. Hatta tatlıya yer bile kalıyor =) Otto’nun suflesi de tek kelimeyle inanılmaz. Bol kremayı yavaşça suflenin içine döküp, çikolatayla karışımını gördükten sonra, benim için hayat orada başlıyor sanki… Pudra şekerine hiç gerek yok, bırakın tabağınızda öylece dursun. Bir sufle ne kadar farklı olabilir ki diye düşünmeyin, gidin ve deneyin. Kıvamı, tadı… Hayatım boyunca yediğim en iyi sufle Otto’nun suflesi…

Otto’nun kapı komşusu Balkon da en sevdiğim mekanlardan biri. Manzarası harika ve yazın açtıkları püfür püfür esen bir terası var. Balkon’da öğle ve akşam yemeğiniz Haliç manzarası ile tam bir keyfe dönüşüyor. Onların da özellikle pizzalarını tavsiye ediyorum. Burada da gözünüzün önünde, ustanın şovlarıyla açılıyor pizza hamuru. Hatta konsantre olup, izlerseniz hamurun havada uçtuğunu görebilirsiniz. Daha sonra malzemelerle lezzetlenmeye başlıyor pizzanız. Kalamar, ahtapot, karides ve bol domates sosuyla hazırlanan deniz mahsüllü pizzaları benim favorim. Acı ile aranız iyiyse, bol acı sos da ekliyorsunuz pizzanıza ve keyfinize diyecek olmuyor…



 
Issız Adam isimli filmi izlemeyenimiz yoktur muhtemelen. Filme ev sahipliği yapan 11Leblon da Asmalımescit’in gözbebeklerinden… Filmle birlikte popülerliği doruğa ulaşan mekana gitmek istiyorsanız eğer, en geç bir hafta, on gün öncesinden rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayın, yer bulmak oldukça zor. Mekanın en sevdiğim yemeğine gelince… Hurma soslu ızgara tavuk müthiş. Karamelize edilmiş soğan ve hurmanın lezzeti birbirine öyle uyum sağlıyor ki, tavuğun tadıyla birleşiminde ortaya çıkan lezzet tarifsiz… Mutlaka deneyin…

Ne Beyoğlu ne Asmalımescit anlat anlat bitmez… Hala keşfedilmeyi bekleyen, yeni açılan birçok yeni mekan var. Bu bir yazı dizisi olmalı belki de… Beyoğlu Beyoğlu 1 … Bir sonrakinde neler olacak bakalım… Keşif başlıyor… =)


PnR


Related Posts with Thumbnails