4 Mart 2010

Evdeki en lezzet dolu gardırop mutfağınıza taşınıyor!



Ankastre mutfak ürünlerinde kusursuz tasarım ile gelişmiş teknolojiyi birleştiren Silverline ile mutfaklarda dört kapılı buzdolabı dönemi başlıyor!


Silverline yeni gardırop tipi no frost buzdolabı MZ 12006 modelinin şık inox görünümü ile mutfaklar güzelleşirken, geniş hacmi sayesinde tüm yiyecekleri de rahatlıkla saklıyor.


  



Mutfakları şık tasarımları ile evin en güzel alanına dönüştüren Silverline, gardırop tipi no frost buzdolabı MZ 12006’nın tasarımı ile de hayranlık yaratıyor. Dört kapılı gardırop tipi buzdolabı olması sayesinde, küçük hacimli yiyecek ve içecek kaplarının, üst kapılarındaki bölmelere rahatça yerleştirilebileceği Silverline buzdolabı ile mutfaklar dört dörtlük oluyor.

Tasarımı ile mutfaklara geleceği taşıyan Silverline MZ 12006 buzdolabı, şık inox görünümünün yanı sıra, geniş iç hacmi, dokunmatik dijital ekranı ve kullanım kolaylığı ile bir buzdolabından beklenen özelliklerin çok daha fazlasını sunuyor.

Silverline MZ 12006 model buzdolabı, işlevselliği ile kalabalık aileler için de ideal özellikler taşıyor. Toplam 450 litrelik net saklama kapasitesi ile büyük tencereler bile buzdolabında yer buluyor.

Sebze-meyve ve et-balıklar için özel muhafaza bölmeleri ile yiyeceklerin koku ve tatlarının birbirine karışmasını önleyen Silverline buzdolabı, iki adet tam dondurucu ve yarı dondurucu bölmesi, dijital ayarlanabilen 4 farklı derece kontrol ayarı ve otomatik buz kalıbı ile de yiyeceklerin güvenle korunmasını sağlıyor. Yiyecek ve içecekler hak ettiği değeri görüyor.

3 Mart 2010

Türkiye'deki En Popüler Hip Oteller / I


Turizm sektöründe hip rüzgârı

Tasarım, konsept, sıra dışılık ve tamamen kişiye özel hizmet vizyonuyla farklılaşan hip oteller, turizm sektöründe değişim rüzgârı estiriyor. Oldukça elit bir kitleye hitap eden hip oteller; sanat, konfor, sadelik, huzur, dinamizm gibi kavramlara orijinal bir yorum katarak tamamen kişiye özel yaşam alanları yaratıyor

Özgün tasarımı, farklı konseptleri ve yenilikçi hizmet anlayışıyla dikkat çeken ‘hip’ oteller, turizm sektöründe sıra dışı bir trendin öncüsü… ‘Hip’, yani ‘highly individual places’ olarak öne çıkan bu kavram, kişiye özel mekanlar sunma vizyonunu da beraberinde getiriyor. Çoğunlukla sık seyahat eden işadamlarına hitap eden hip otellerin en önemli farklarından biri de butik otellerden hem tasarım hem de işlevsellik açısından çok daha değişik bir segmentte yer almaları... Türkiye’yi de etkisi altına alan hip otel kavramı, İstanbul’un yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerindeki orijinal yaşam alanlarıyla boy gösteriyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 2.5 milyon ziyaretçisi olan ve Google’da ‘butik otel’ aramalarında birici sırada yer alan butikotellerrehberi.com, piyasaya çıkardıkları üçüncü kitapları ‘HIP&Butik Oteller-Tatlar’ isimli çalışmalarıyla, ‘hip’ oluşumuna farklı bir ışık tutuyor.



Kendine özel hizmet bekleyen kişilerin beklentilerini karşılayabilecek, hizmet anlayışı, konumu ve tasarımıyla farklılaşan 130 butik otelden oluşan özel projede, ‘hip’ olarak öne çıkan 20’ye yakın otel bulunuyor. İzim Bozada ve Yener Atakan tarafından hazırlanan ‘HIP&Butik Oteller-Tatlar’ adlı kitapta dikkat çeken bir diğer özellik ise otellere ait sayfaların altında bulunan ‘HIP’s TIP’s ibaresi... Bu işaret, öne çıkan otellerin hangi lezzetli mönüler ya da yemek tarifleriyle farklılaştıklarına ışık tutuyor. Konaklama deneyimlerinde konforun yanı sıra birbirinden lezzetli yemeklerin tadına bakmak isteyen kişilerin bu önerilere kulak vermelerinde fayda var. Tüm bu verilerin ışığında hedef kitlesine çok daha lüks bir ortamda, tasarımla bütünleşen yaşam biçimleri sunan hip otellerin Türkiye ve dünyadaki başarılı örneklerine göz atmanın tam zamanı…

Lush Hip Hotel



2006’da 105 yıllık tarihi bir binada kapılarını açan Lush Hotel, İstanbul ve Beyoğlu’nda yaşam bulmuş kültürleri yansıtan dinamik tasarımıyla dikkat çekiyor. Birbirinden farklı 35 odası, spa ve fitness salonu gibi servis alanları ile otel, konuklarına şehir merkezinde uzun ve keyifli zaman geçirilebilecekleri, özgün, sürprizli ve huzurlu bir dünya sunan Lush Hotel, Pera’nın nostaljisi, Beyoğlu’nun hareketi ve çok sesliliği ile bütünleşmiş bir yapıya sahip.
Otelin giriş katındaki Lush Café & Brasserie Fransız mutfağı yanı sıra Türk mutfağından da lezzetler sunuyor. Et marinelerinde ve salatalarda sızma zeytinyağı ile taze otlar kullanmaya özen gösteren restoranda ayrıca vitamin kaybını önlemek için az pişirme yöntemini tercih ediliyor. http://www.lushhotel.com/



Villa Denise


Villa Denise, Arnavutköy’ün nostaljik dokusunu, eşsiz bir konforla bugüne taşıyor. İşadamı ve Klasik Otomobil Kulübü Eski Başkanı Aydın Harezi’nin bir rüyası, titiz restorasyon ve dekorasyon çalışmalarının ardından Villa Denise’de hayat buldu.1800’lü yıllarda inşa edilen tarihi bina, özenle Villa Denise’e dönüştürüldükten sonra, ışıltısını yeniden kazandı. 5 yıldızlı otel konforunu, seçkin bir estetik ile değerli konuklarına sunan Villa Denise, geçmişin ihtişamını modern dünyanın tüm kolaylıkları ile birleştiriyor. Evinizdeki sıcaklığı, İstanbul’un en güzel ve eski semtlerinden biri olan Arnavutköy’de beş odalı Villa Denise farkıyla bulacaksınız. http://www.villadenise.com.tr/



The Sofa Hotel



Nişantaşı’da Mimar Sinan Kafadar tarafından tasarlanan The Sofa Hotel, 12’si executive olmak üzere toplam 82 odaya sahip. Tüm odalar, konukların günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla en yeni teknolojik olanaklarla donatılmış. Otele adımınızı atar atmaz, kişiye özel hizmet sunma ayrıcalığı başlıyor. Konuklar, modern Türk sanatçılarının birbirinden değerli eserleriyle karşılanıyor. Osman Dinç, Canan Tolon, Tayfun Erdoğmuş, Seçkin Pirim, Sam Francis, Sigmar Polke, Mübin Orhon gibi usta sanatçıların eserleri, otelin dört bir yanını sarmış durumda. Otelde Longtable ve Sofa Cafe olmak üzere iki restoran bulunuyor. Eski Nişantaşı evlerini temel alan bir konsept doğrultusunda hayata geçen bu otel, Nişantaşı evlerinin yüksek tavanları, geniş espasları, beyaz dinlendirici renkleri ile harmanlanmış. thesofahotel.com



A’jia Hotel



Kanlıca’da hizmet veren 15 odalı A’jia Hotel, 2009 Condé Nast Johansens Award tarafından ‘Avrupa'nın En Kusursuz Oteli’ olarak mükemmellik ödülüne layık görüldü. Seçkin bir butik otel olan bu geleneksel Osmanlı konağı, Boğaz'ın Anadolu kıyısını süslüyor ve modern iç tasarımı yüzyıllık bir mimariyle birleştiriyor. Konuklarının tecrübelerine katkıda bulunmak üzere her bir oda benzersiz biçimde tasarlanmış, döşenmiş ve 1800'lerin zamandan bağımsız zarafetiyle harmanlanan çağdaş olanaklarla donatılmış. Benzersiz yaklaşımı, yaratıcı fikirleri ve uluslararası Akdeniz mutfağı mönüsüyle özel günlerinizi ziyafete dönüştürebileceğiniz A’jia Restaurant ise İstanbul’un gurme damak tadına hitap eden en güzide mekanlarından biri olarak İstanbul Boğazı’na nazır keyifli bir yemek deneyimi sunuyor. http://www.ajiahotel.com/



Sumahan on the water



Çengelköy’ün kıyısında, yer alan Sumahan, hepsi boğaz manzaralı lüks ve çağdaş tasarımlı 20 süit odaya sahip. İki katlı loft süitlerde kendine özel boğaza açılan bahçesi, bütün odalarda odun şöminesi, boydan boya mermer kaplı, boğaz manzaralı banyoların bazılarında kurna ve küvet opsiyonları bulunuyor. Bünyesinde, Kordon Balık Restoranı, Waterfront Terrace Restaurant’ı, büyük şömineli kütüphanesi, Türk hamamı, spor salonu, masaj odası yer alıyor. Özel tasarlanmış teknesi ile konuklara özel Boğaz turu hizmeti de sunuluyor.

HIP’s TIPs: Türk ve dünya mutfağına sahip otelin, kremalı şarap soslu ızgara levrek, elma soslu tavuk fırın, yoğurtlu kebap ve Sumahan baklavası Şef Savaş Tektaş’ın özel spesiyaliteleri. www.sumahan.com



Bahar Akgün'ün Mart Ayı Platin Dergisi'ndeki haberinden...
 

2 Mart 2010

Besinlerin mineral içerikleri gün geçtikçe azalıyor...




Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, son 60 yıl boyunca temel gıda maddelerinin karakteri, yetiştirme metodu, hazırlanışı, kaynağı ve sunumu o kadar değişti ki bunun sonucunda temel element ve besin içerikleri ciddi şekilde azaldı. 60 yıl önceye göre yediklerimizin içi %30 oranında boşaldı!

Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği üyesi Dr. Özgür Göknel uyardı; Dünyanın en önemli sağlık ve besin makalelerinin yayınlandığı dergilerden biri olan *Nutrition and Health’te bu konuda 1940 – 2002 yılları arasında yani tam 62 yıl süren bir araştırma yayınlandı. Bu araştırmada sebze, meyve, et, peynir ve süt ürünlerindeki mineral değerleri 62 yıl boyunca takip edilmiş ve bu ürünlerin ortalama mineral içeriklerinin yaklaşık olarak %30 azaldığı tespit edilmiştir.

Üstüne üstlük 62 yıl boyunca gıdalardan aldığımız yararlı vitamin ve mineral değerleri azalırken bunun aksine vücudumuza çok da yararlı olmayan yağ ve karbonhidrat oranları giderek artıyor. Dolayısıyla daha önce gıdalardan aldığımız vitamin ve mineral oranlarını alabilmek için günümüzde %30 oranında daha fazla gıda almamız gerekiyor. Ancak aldığımız gıdaları artırırsak bu kez de kalori fazlalığı oluşarak obezitenin ortaya çıkmasını kolaylaşıyor. Peki bu durumda ne yapabiliriz. Vitamin ve mineral almak ve sağlıklı yaşamak için yemeği artırmamız gerekirken obez olmamak ve çeşitli rahatsızlıklara yakalanmamak için daha az yememiz gerekiyor.

Bu durumda içeriği dengelenmiş bitkisel besin takviyeleri ön plana çıkıyor. Özellikle çocukların sağlıklı büyüme ve gelişiminde gerekli olan bu vitamin ve minerallerin, sadece besinlerden alınması maalesef yeterli olamıyor. Çocukların obez olmasını engellemek için aşırı gıda tüketimi mutlaka engellenmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri çocuk gelişim şurupları ile giderilmelidir.

*Nutrition and Health, Vol. 19, pp. 21-55

1 Mart 2010

Beyaz Fırın’da Nostalji Zamanı



Beyaz Fırın'dan Asırlık Tatlar Ayı


 
1836 yılında Balat’ta küçük bir poğaça dükkanı ile yolculuğuna başlayan Beyaz Fırın, yaklaşık iki asrı geride bırakarak bugünlere gelmiş, en sevilen nostaljik lezzetlerini “Asırlık Tatlar Ayı” ile yeniden hatırlatacak. Geçmişten bugüne, bir tarihe tanıklık etmiş Asırlık Tatlar’ın hikayeleri Mart ayı boyunca tüm Beyaz Fırın’larda müşterilerle paylaşılacak.



 
Yaklaşık iki asırlık Beyaz Fırın klasikleri arasında yer alan mis kokulu Paskalya çöreği, unutulmaya yüz tutmuş anasonlu gevrek ve anasonlu galeta, açma, halka, kandil simidi, geleneksel Rum bisküvisi kurulakya, beze, acıbadem kurabiyesi nesilden nesile büyük bir emek ve özveriyle aktarılarak, yaşatıldı. Tüm Beyaz Fırın’lar, Asırlık Tatlar Ayı boyunca özel olarak tasarlanan nostaljik ambalajlarda sunacağı, unutulmaz lezzetleriyle sizleri geçmişe doğru keyifli bir yolculuğa çıkaracak.

Yıllardır en özel ve eski tariflerle hazırlanan Asırlık Tatlar, Mart ayı boyunca hem sevdiklerinize hem de kendinize armağan edeceğiniz, artık yerken bir kere daha düşüneceğiniz, anılarla dolu bir hoşluk olacak.

Mutfak Sanatları Akademisi Mart 2010 Workshopları



Related Posts with Thumbnails